

Mayıs 2013’te Cleveland’ın sakin bir mahallesinde, dışarıdan sıradan görünen bir evin içinden çıkan çığlıklar tüm dünyayı şoke etti. Bir kadın, yanında küçük bir çocukla komşulara koşup “Yardım edin, ben Amanda Berry’yim, 10 yıldır kayıptım” dedi. Bu kaçış, on yıl boyunca kapalı kapılar ardında süregelen, üç kadının esaretinin ve bir ailenin parçalanmasının dehşetini gün yüzüne çıkardı.
Ariel Castro’un geçmişi ve evin konumu: Ariel Castro, Cleveland’da yaşayan 52 yaşında biriydi; daha önce okul servis şoförü olarak çalışmış, gençliğinde yerel Latin müzik gruplarında bas gitar çalmıştı. 2207 Seymour Avenue’deki iki katlı, dört odalı evinde yalnız yaşıyordu; ileride dünya basınında “Cleveland’ın dehşet evi” olarak anılacak olan ev buydu. Castro’nun geçmişinde aile içi şiddet, eski partnerine yönelik ağır darbeler ve 1993’te tutuklanma gibi olaylar vardı; mağdurun yıllar sonra hayatını kaybetmesi de bu geçmişin izlerini taşıyordu.

Kayıplar ve yöntemi: 2002–2004 yılları arasında Cleveland çevresinde üç genç kadın art arda ortadan kayboldu. Castro’nun kurbanları kandırmak için kullandığı yöntem benzerdi: önce güven veren bir teklifle yaklaşmak, arabayla bırakma vaadi vermek ve onları evine götürmek. Bu tuzak sayesinde Michelle Knight, Amanda Berry ve Gina DeJesus Castro’nun denetimine düştü.
Michelle Knight’ın kaçırılması: İlk kurban Michelle Knight, 23 Ağustos 2002’de 21 yaşındayken kayboldu. Küçük oğlunun velayet davasıyla ilgilenen Knight’a Castro yardım teklif etti; otoyoldaki eve girdiklerinde Castro ona “Oğlun için sana bir köpek yavrusu vereceğim” diyerek kandırdı. Knight içeri girer girmez elektrik kablosuyla bağlanıp birkaç saat tutulduktan sonra bodruma indirildi, elleri kelepçelendi, kafasına kask geçirildi, zincirlendi ve tecavüze uğradı; o andan itibaren onun için on bir yıllık bir esaret başladı.

Amanda Berry’nin kaçırılması: Amanda Berry, 21 Nisan 2003 akşamı, 16 yaşındayken kayboldu. Castro, kızının Burger King’de olduğunu söyleyip Berry’ye evine bırakma teklifiyle yaklaşmıştı; Berry araca güvenerek bindi ve kısa sürede esir düştü. İçeride kaçmaya çalışırken yakalandı, ağzı ve elleri bantlandı, başına kask geçirildi ve bodrumda orta direğe zincirlendi; bu andan sonra Berry de uzun yıllar sürecek bir karanlığa hapsoldu.

Gina DeJesus’un kaçırılması: Castro’nun üçüncü kurbanı Gina DeJesus, 14 yaşındayken 2 Nisan 2004’te okuldan eve yürürken Castro’nun arabasına bindi. Önce kayıp kızını bulma bahanesiyle, sonra hoparlörü taşıtma yalanıyla eve yönlendirildi; içeride durumu fark edip ayrılmak isteyince engellendi. Gina da bodruma indirildi, elleri plastik bağlarla kelepçelendi, boynuna zincir dolandı ve cinsel saldırıya uğradı; böylece üç kadın da aynı evde rehin tutulmaya başlandı.

Wednesday, May 8, 2013, in Cleveland, OH (John Makely / NBC News)
Scenes around Seymour avenue in Cleveland where three girls escaped from their kidnappers.
Maria Castro Montes talks with the media. Her cousins are were arrested in connection with the three women who were freed from the home on Seymour Ave. after years of confinement.
“The history between these families (Castro and DeJesus) goes back many years. We’re as stunned by this as the rest of the nation.
These three men do not define our family”
Ev içindeki koşullar: Castro, evin pencerelerini kalın tahtalarla kapatıp dış dünyayla tüm bağlantıyı keserek içeriyi loş ve izole bir hapishaneye çevirdi. Kurbanları farklı oda veya hücrelere kilitledi, duvarlara sabitlenmiş zincirlere kelepçeledi, tuvalet ihtiyacı için plastik kaplar koydu ve bu kapları nadiren boşalttı. Günde tek öğün yemek veriyor, haftada en az iki kez duş izni veriyordu; evdeki merdivenleri engellemek için veranda önüne ağır bir salıncak yerleştirmişti.
Fiziksel ve psikolojik işkence: Castro sadece fiziksel değil psikolojik baskı da uyguladı; sürekli ölümle tehdit ediyor, elindeki silahı göstererek kaçma girişimlerini bastırıyordu. Bazen kadınların önüne para atıp onlara aşağılayıcı muamelede bulunuyor, dışarıdan bir ihtiyaç gerektiğinde o parayı geri alarak bağımlılık duygusunu pekiştiriyordu. Televizyonu kontrollü olarak izlettiriyor, dış dünyayla tek bağlantılarını böyle sağlıyordu; bu sayede mağdurların umutlarını kırmaya çalıştı.
Hamilelikler ve doğumlar: Michelle Knight esaretinin ilk yıllarında defalarca hamile kaldı; Castro her seferinde onu şiddetle dövüp karnına vurarak düşük yapılmasına neden oldu. Knight, Castro’nun kasten merdivenlerden attığını ve başına ağırlıkla vurduğunu, bunun en az beş düşükle sonuçlandığını anlattı; bu ölü doğumlar ileride Castro’ya yöneltilen cinayet suçlamalarına zemin hazırladı. Amanda Berry ise Noel 2006’da evde, tıbbi destek olmadan küçük bir plastik havuz içinde doğum yaptı; doğan bebek ilk anda nefes almıyordu, Michelle Knight bebeğe suni teneffüs yaparak onun hayatını kurtardı.
Çocuk ve dışarı tanıtımı: Castro, Amanda’nın doğan kızını dışarıya “kız arkadaşımın önceki ilişkisinden olan kızı” ya da “torunum” diye tanıtıyordu ve bazen çocuğu ayrı olarak ailesine götürüyordu. Bu davranış, kurbanlara zaman zaman kısa bir rahatlama sağladıysa da çocuk da evin içinde yıllarca annesiyle birlikte yaşayan bir tutsak vaziyetindeydi. Aile dışından gelenler, Castro’nun evini sıradan bir ev gibi görüyor, içeride olup bitenlerden habersiz kalıyordu.
Mahsur kalanların dayanışması: Yıllar içinde üç kadın birbirlerinin varlığından haberdar olup dayanışma geliştirdi; Michelle Knight ile Gina DeJesus karanlık bir odayı paylaşarak dost oldular ve birbirlerini korudular. Knight, Gina’yı korumak için bedenini siper etti; Gina ise ağır dayaklar sonucu neredeyse ölmek üzere olan Knight’ı iyileştirdi. Tutsaklar küçük defterlere hislerini, gördükleri şiddeti ve kaçma umutlarını not ettiler; birbirlerine “Bir gün buradan canlı çıkacağız” diyerek direnç oluşturdular.
Çıkış anı ve kaçış: 6 Mayıs 2013 sabahı Castro evden ayrılırken içerideki kapının içten kilitli olmadığını fark etmedi; Amanda Berry bunun bir fırsat olabileceğini düşündü. Dış kapı kilitli olsa da Berry içeriden bağırdı; sesleri duyan komşu yardım etmek istese de dil bariyeri nedeniyle etkili olamadı. Ardından gelen komşu Charles Ramsey kapının alt panelini tekmeleyerek kırmayı önerdi; açılan küçük delikten Amanda, yanında 6 yaşındaki kızını da alarak sürünerek dışarı çıktı.
İhbar ve kurtarma: Amanda Berry komşulardan bir telefon alıp 911’i aramalarını istedi; Ramsey ayrı bir telefondan operatöre çağrıyı yaptı. Berry’nin “Ben Amanda Berry’yim, 10 yıldır kayıptım” sözleriyle polis hızla olay yerine ulaştı. Polis eve girince üst kattaki loş koridorda Michelle Knight ve Gina DeJesus’i, ayrıca Amanda’nın küçük kızını buldu; üç kadın ve çocuk hemen çıkarılarak hastaneye götürüldü.
Ariel Castro’nun yakalanması ve deliller: Olayın duyulmasının ardından Castro, tutsakların kaçtığını bilmeden bir fast food restoranında yakalandı ve aynı gün gözaltına alındı. Evde yapılan aramalarda kelepçe, zincir, kilit, ip gibi rehin alma ve bağlama amaçlı çok sayıda kanıt bulundu. Castro sorgularda üç kadını kaçırıp esir aldığını itiraf etti; suçlarının önceden planlanmadığını, dürtüsel fırsat suçları olduğunu öne sürdü ve kendisini seks bağımlısı olarak nitelendirdi.
İddianame ve dava süreci: Soruşturma sırasında ilk iddianamede Ağustos 2002–Şubat 2007 arasındaki döneme ilişkin 329 ayrı suç tespit edildi; daha sonra hazırlanan ikinci iddianameyle Castro’ya yönelik suç sayısı yüzlerceye çıktı. Sanıkla savcılar arasında yapılan pazarlık sonucunda Castro, 26 Temmuz 2013’te 977 suçlamadan 937’sini kabul etti; idam cezasından kaçınmak için itiraflarda bulundu. Mahkeme, Castro’yu şartlı tahliye olanağı olmaksızın müebbet ve ek hapis cezalarına çarptırıp tüm mal varlığına el koydu.
Ev ve sembolik süreçler: Castro’nun evinin yer aldığı arsa 7 Ağustos 2013’te sembolik olarak yıkıldı; bugün orada boş bir arsa bulunuyor. 1 Ağustos 2013’teki karar duruşmasında Ariel Castro, “Ben canavar değilim, sadece hasta bir seks bağımlısıyım” diyerek yaptıklarını basitleştirmeye çalıştı; savunması mahkeme salonunda kabul görmedi. Michelle Knight duruşmada “11 yılımı cehennemde geçirdim. Şimdi senin cehennemin yeni başlıyor” diyerek yılların acısını ve haklı öfkesini dile getirdi.
Castro’nun cezaevindeki ölümü: Castro, mahkumiyetinden kısa süre sonra, 3 Eylül 2013’te cezaevinde hücresinde asılı halde bulundu ve resmi kayıtlara intihar olarak geçti. Bu ölüm, yargı sürecinin ardından gelen trajik bir final olarak kayıtlara geçti.
Kurtulanların sonrasındaki yaşamı: Amanda Berry, Gina DeJesus ve Michelle Knight ilk aylarda gözlerden uzak kalarak aileleriyle vakit geçirdiler; Temmuz 2013’te yayımladıkları bir video mesajla destek verenlere teşekkür ettiler. Gina DeJesus 2018’de kuzeniyle birlikte Cleveland’da Kayıp ve İstismara Uğrayan Kişiler Merkezi adlı bir vakıf kurdu; merkez, Castro’nun evinin olduğu sokakta sembolik olarak açıldı. Michelle Knight hayatını köklü biçimde değiştirip ismini Lily Rose olarak değiştirdi, Ohio’dan taşındı, evlendi ve yaşadıklarını anlattığı kitaplar yazdı.
Amanda Berry ve kızı: Amanda Berry’nin esareti sırasında doğan kızı Josselyn annesi ve teyzesiyle güvenli, gözlerden uzak bir ortamda büyüdü. Amanda bir süre sonra korkularının üstesinden gelerek kamuoyunun önüne çıkmaya başladı; Cleveland’da “Missing with Amanda Berry” adlı bir program yaparak hâlâ kayıp olan kişilerin bulunmasına yardımcı oluyor. Berry ve Gina DeJesus 2015’te birlikte “Umut: Cleveland’da Bir Hayatta Kalma Anısı” adlı kitabı yayımlayarak yaşadıklarını paylaştılar.
Kapanış: Bu olay, görünürde sıradan hayatların ardında nasıl korkunç sırların saklanabileceğinin, aynı zamanda insan ruhunun dayanma gücünün ve hayatta kalanların birbirlerine tutunarak nasıl güç bulduğunun çarpıcı bir örneğidir. Amanda Berry, Gina DeJesus ve Michelle Knight’ın hikâyesi, en karanlık koşullarda bile umudun ve özgürlüğe bağlılığın mümkün olduğunu gösteren bir hatıradır. Kendinize iyi bakın.