
Herkese merhabalar! Bu hafta konuşacağımız kitap, İğde Sokağının sonundaki evi anlatan bir kitap; Sokağın Sonundaki Ev. Stephen King bu kitap hakkında ‘’Akıllara durgunluk verici sırlarını sonuna kadar gizleyen bir roman’’ yorumu yapıyor. Kitap ne anlatıyor gelin beraber bakalım.

Sokağın Sonundaki Ev Kitabi
İğde Sokağı’nın sonundaki ev Tedd Barmen’a ait. Ktaptaki tasvirlerden anlıyoruz ki Ted, evdeki tüm pencereleri tahtalarla kapatmış. Ev son derece pis ve bakımsız. Yalnızca ev değil, Ted de aynı durumda. Ted, uzun zaman önce gölün etrafında kaybolan küçük bir kız çocuğu Lulu vakası nedeniyle soruşturmaya tabi tutulmuş. Ancak evde hiçbir şeye rastlanmamış.
Kitabın diğer bir karakteri ise De Dee. Lulu’nun ablası olan bu karakter, Lulu’nun kaybolması ile ailesini de kaybediyor. Bir süre sonra annesi onları terk ediyor, daha sonrasında da babası felç geçiriyor. De Dee ise kardeşini bulmak zorunda hisseden, tek meşguliyeti bu olan bir kadına dönüşüyor. Sokağın sonundaki evle ilgili şüpheleri hiç bitmeyen bir kadına… Böylece karşı eve taşınıyor ve Ted ile bağlantı kurmaya çalışıyor. De Dee karakteri bizlere suçluluk duygusuyla yaşamanın ne kadar zor olduğunu gösteren bir karakter. Küçükken yapılan bir hatanın bedeli o küçücük bedende ne kadar yaşayabilir? Vicdan hiç susmayan bir mahkeme gibi De Dee’nin zihninde yankılanıyor. Kardeşine kavuşacağı umudunu asla yitirmiyor.
Ted’in konuştuğu bölümlerde Ted’in bir Lauren adında bir kızı olduğunu öğreniyoruz. Lauren babasına zarar veren oldukça hırçın bir kızdır. Ted ise ona sonsuz bir sabırla yaklaşıyor. Ted Lauren’ı her zaman göremediğinden bahsediyor. Ancak kitapta hiçbir zaman Lauren’in annesinden bahsedilmiyor. Bu konu hep aklımızda bir soru işareti olarak kalıyor.
Kitapta diğer korku, polisiye kitaplarında rastlamayacağımız bir unsur var. Kitapta konuşan diğer karakterlerden biri de Ted’in kedisi Olivia. Belli bölümleri Olivia’nın zihninden okuyoruz.
Kitabın kapağında 2022 BFA’nın en iyi korku romanı yazıyor. Bununla beraber beklentim çok yükselmişti. Ancak kitap beklentimi asla karşılamadı. Kitapta dış çevrenin anlatımına oldukça geniş yer verilmiş. Büyük oranda olay değil kişilerin zihnini okuyoruz. Merak duygum 215.sayfada başladı ki bence bir korku romanı için oldukça fazla. Sonuna yaklaştığımızda kurguyu anlayabiliyoruz. Ancak kitap yalnızca sonu için yazılmış gibi geldi bana.
Kitapta bir çocuğun istismar edilişi, bu istismarın yarattığı travmaları, yalnızlığını okuyoruz. Ancak polisiye, gerilim seven herkese hitap etmeyecek bir kitap. Beni içine çekemedi. Daha akıcı bir kitap beklememden de kaynaklı olabilir. Üzülerek çok da beğenmediğimi söylemeliyim. Bir sonraki kitabımızda görüşmek üzeere!