
2007 yılında gösterime giren filmin yönetmenliği David Fincher üstlenmiştir. Zodiac’tan önce Fight Club, Seven gibi önemli filmlere imza atmış yönetmen bu filmde de gerilimini sürdürmeye devam etmiştir. Gerçek bir olaydan uyarlanan filmin başrollerini; Jake Gyllenhaal, Mark Ruffalo, Robert Downey Jr. Ve Anthony Edwards gibi önemli oyuncular paylaşmıştır.
Kısaca konusundan bahsedecek olursak; 1960’lardan itibaren Amerika’ya korku salan Zodiac katilinin peşinde olan polis ve gazetecileri konu almaktadır. Amerikanın farklı yerlerinde işlenen cinayetler sonucu polisler ve dedektifler olayı çözmeye çalışmaktadır. Kendine Zodiac adını veren katil pek çok gazeteye şifreli mektuplar göndermeye başlar. Suç muhabiri olarak çalışan Paul Averey ve aynı gazetede karikatürist olarak çalışan Robert Graysmith gelen mektupları çözmeye çalışırken hayatlarının nasıl değiştiğini izlemeye başlarız.
Dikkat! Yazının devamı spoiler içermektedir.
Spoiler yemeden film keyfi yaşamak için Netflix’te izleyebilirsiniz.

İçindekiler
ToggleFilm ormanlık alanda buluşan bir çift ile başlıyor. Normalde mutlu bir an gibi görünmesine rağmen adamla kadının gergin tavırları ve sessizlik gerilimi tırmandırıyor.
Arkalarına yaklaşan araçtan ortaya çıkan siluet önce adamı daha sonra kadını vuruyor. O kadar hırslı ki adamla ilgilenmeyip kadını vurmaya devam ediyor. Aralarında geçen muhabbetten onu kadının eşi düşünsek bile o olmadığını farklı bir katil anlıyoruz.
Araba uzaklaşırken polis karakolunu arayan birini duyuyoruz. “Az önce birini vurdum. Geçen seneki çocukları vuran da bendim.”
Sonraki gün kendimizi bir gazetede buluyoruz. İçe dönük ve çok konuşkan olmayan karikatürist Robert Graysmith ve popüler suç haberleri yazan Paul Avery ile tanışıyoruz.
Gazeteye gelen mektup acil bir toplantı yapmaya sebep oluyor. Katilden gelen iki farklı mesaj var. İlkinde parçaları Vallejo Times ve San Fransisco Examiner gazetelerine de yolladığın ve akşama kadar gazetenin ön kapağına basmazlarsa seri cinayetlere başlayacağını söylemekte.
Yayımlanan mesajı bir tarih öğretmeniyle eşi çözüp gazeteye yolluyor. Şifrede “Öldürmeyi seviyorum. Çünkü bu çok eğlenceli. Ormanda hayvanları öldürmekten daha eğlenceli. Çünkü canlılar arasında insanlar en tehlikeli olanlar. Öyle bir şey ki bazen cinsellikten bile daha fazla zevk veriyor.
Ve en güzeli de ben öldüğüm zaman cennete gideceğim ve öldürdüğüm herkes kölem olacak. Size adımı vermeyeceğim. Çünkü sonraki hayatım için köle toplamamı yavaşlatır ya da engelleyebilirsiniz.”

2. mektubunda kendine Zodiac adını takan katil silahına fener taktığından bahsediyor. Bu sırada farklı bir çiftin yanına gidip onları bağlıyor. Hırsızlık için geldiğini düşündükleri için ona para ve anahtarlarını veriyorlar bu sırada aralarında geçen muhabbette katil Montana’da hapisten kaçarken bir gardiyan öldürdüğünü söylüyor. Onları bıçakladıktan sonra arabalarına not yazıp yine kendin polise ihbar ettiğini görüyoruz.
Genelde polisiye filmlerde (ve tabii ki gerçek hayatta) katillerin kendine göre bir amacı vardır; hırsızlık, cinsel saldırı, intikam, akıl hastalığı vs. ancak bu filmde farklı olarak katilin amacının sadece öldürmek olduğunu görüyoruz. Film boyunca yazdığı mektuplarda, öldürdüğü çiftlerle konuşmalarında ondan hayatına dair ufak bilgiler alıyoruz. Ancak yalan mı söylediğini, kafasında mı kurduğunu yoksa tamamen gerçeklerimi söylediği bir muamma olarak kalıyor.
Cinayetler arttıkça çeşitli kasabalarda sokağa çıkma yasağı ilan edilmeye başlıyor. Radyo spikerlerinin Zodiac’ı pek ciddiye almadığını görüyoruz. Konuşmalarında; Zodiac satanist olabileceği, katilden çok hippilerden korktuklarını ve gönderdiği şifrelerin Hıristiyanlığa uygun olup olmadığını tartışıyorlar. Bu sırada bir taksicinin ölümünü görüyoruz.
Apartmanlardan birinde iki çocuk gördükleri anda polisi arıyorlar ve bir taksicinin soyulduğu ihbarını yapıyorlar. Bu sırada katilin uzaklaştığını görüyoruz.
Filmin ilerleyen sahnelerde polislerin yaptığı hatalar ortaya çıkıyor. Taksicinin öldüğü gece yapılan ihbarda siyah giyimli biri uzaklaşıyor lafını siyahi biri uzaklaşıyor diyerek dikkate alan polisler yanlarından geçen katili kaçırıyorlar. Katil yakalanmayacağından o kadar emin ki yanlarından yavaşça geçmiş. Polisler farklı birine odaklandıkları için üzerindeki kanı fark etmediklerini söylüyorlar. Böylece o yıllarda yapılan ırkçı davranışların altını bir kere daha çiziyorlar. Evet belki kusursuz cinayet yoktur ama kusurlu polis incelemesi vardır lafına geliyoruz.

Ayrıca farklı eyaletlerde veya kasabalarda olan polislerin iletişimsizliği farklı bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Bir taraf ayakkabı örnekleri isterken diğerleri olay yeri görüntülerini istiyor. Faks olmadığı için postayla gönderme, onların cevap vermesi derken ağır işleyen bir bürokrasiyle karşılaşıyoruz.
Polislerin dikkatlerde kaçan bir başka olayı daha var. Göldeki cinayetten sonra çiftten erkek olan hayatta kalıyor ve ifade vermeden hastaneden ayrılıyor. Böylece önemli bir tanık sırra kadem basmış oluyor.
İlerleyen zamanlarda bir kadın e çocuğunu arabasına alıp öldürmeye çalışan Zodiac bunu başaramıyor. Kadın bebeği ile beraber dışarı atlıyor ve saklanıyor. Filmde bu sahneden sonra görmediğimiz kadının gerçek hayatta hippi görünümlü olduğu için polisler tarafından dikkate alınmadığını öğreniyoruz.
Filmde cinayet sayısı arttıkça başroldeki üç kişinin hayatı da karanlık tarafa doğru evriliyor. Paul Avery ilk başta oldukça popüler ve üretken bir gazeteciydi. Ancak Zodiac hakkında yazılar yazması ve kadınları öldürmeyi başardığı için onun gizli homoseksüel olduğunu söylemesi katilin dikkatini üzerine çekiyor.
Katil; ona kurbanlarının kanlı eşyalarını göndererek uyarmaya başlıyor. Paul bu olaylardan sonra kendini gittikçe içmeye veriyor ve en sonunda işten ayrılıp uzak bir yere yerleşiyor.
Robert Graysmith ise önceleri sessiz ve utangaç biriyken, olayın heyecanı ile kendine güveni artıyor ve olayı araştırmaya koyuluyor. Öyle ki ilk çıktığı buluşmada bile kadına katilden bahsetmeye başlıyor. Bu iyi bir şey gibi gözükmeye başlasa bile işini, ev hayatını bile unutarak hayatını katili bulmaya adıyor.
Yeni evlendiği eşine bunu yapmasını en büyük nedenini katilin gözüne bakıp ona katil demek olduğunu söylese de asıl amacının bir şey başarmak olduğunu görüyoruz. Öyle ki işten kovulduğunda veya karısı evi terk ettiğinde bile evde notları birleştirmeye çalıştığını görüyoruz.
Robert’la birlikte olayı çözmeye çalışırken seyirci yavaş yavaş ona dönmeye başlıyor. Bizde her gelen bilgi ve telefonla irkilmeye başlıyoruz Filmin sonlarına doğru; artan gelirim ve belirsizlik ile iyice kafamız bulanıyor.

Olayı asıl çözmesi gereken kişi olan dedektif David ise diğerlerine göre daha iyi ve dikkatli bir polis ancak bu cinayeti çözmek için yeterli değil. İlk başta olayları iş partneriyle çözerken, adam tehlike ve belirsizlik ile işi bırakıp farklı bir bölüme transfer oluyor. Böylece David şüpheleri ile baş başa kalıyor. Eksik olan deliller işlerini daha da çıkmaza sokuyor.
Bunların haricinde onların eşleri de bu durumdan etkileniyor. Paul’un eşi Robert’ı kocasını bir daha aramaması için uğraşırken, Robert’ın eşi aramalardan ve eşinin sadece Zodiac konusuyla ilgilenmesinden bıkıp evi terk ediyor.
Zodiac; bir antlaşma yapmak amacıyla televizyona bağlanmak ve nedenlerini açıklamak istediğini belirtiyor. Bağlanan kişi ona Sam diye hitap etmesini gaz odasına gitmek istemediğini, isteyerek öldürmediğini ve çocukları öldürdüğünden beri başının ağrıdığı söylüyor. Stüdyodaki herkes çıt çıkarmadan olayı dinlerken telefondan bir çığlık yükseliyor ve o çocukların hepsini öldüreceğim diyerek konuşmasını bitiriyor.
İkinci bağlandığında ise buluşulmak istenen adres dışında bir yer veriyor ve orada buluşabileceğini söylüyor. Gerekli vakti bulan polisler oraya geçerken kurtulan kurbanlardan birine sesi dinletiyor ve o değildi yanıtını alıyorlar. Ayrıca aranan yerin bir akıl hastanesi olduğu tespit edilince bütün hayaller suya düşüyor.
Televizyonda yayımlanmasıyla birlikte pek çok kişi Zodiac olduğunu ya da onu tanıdığını belirtiyor. Gelen kişilerin çoğu kullanılan cinayet aletlerini bile bilmeden kendileri olduğunda ısrar ediyor.
İlk başlarda çifti öldüren Zodiac belirsizliği daha da arttırmak için farklı kişilere ve yöntemlere yönelmeye başlıyor. Bu da farklı kişiler üzerine yoğunlaşmamızı arttırıyor.
Filmde ise üzerinde durulan 3 farklı kişi var. Bunlardan ilki Arthur Leigh Allen. Polisin filmde sorguladığını gördüğümüz tek şüpheli olan Allen’ın katille pek çok ortak yönü var. İlki kullandığı Zodiac marka saat, katilin bu saatin reklamında kullanılan amblemi mektuplarında yazdığını görüyoruz. İkinci yönü ise ; katille uyuşan cüssesi ve ayak numarası.
Kardeşinin eşinin el yazısındaki hatayı tespit etmesi ve eski komşusunun ev boyama partisinde konuşmalarını anlatması durumu pekiştiriyor. Sorgunun bitiminde aralarında geçen;
“Allen: En tehlikeli oyun
Müfettiş: Ne?
Allen: “En tehlikeli oyun”o yüzden geldiniz, değil mi ? Lisedeyken en sevdiğim kitaptı. Issız bir adada gemi kazasından kurtulanları bekleyen adamla ilgiliydi. Adam hayvan avlamaktan sıkılır ve zevk için insan avlamaya başlar.
Müfettiş: İnsanoğlu en tehlikeli hayvandır.
Allen: Hikâyenin ana fikri o zaten, harika kitaptır.” diyaloğu ile seyirci katilin yakalandığını düşünmeye başlıyor.

Robert ise bu sırada David’den gizli yardım alarak diğer ipuçlarını takip ediyor. En sonunda önemli bir şüpheli olarak görülen Rick’in eski iş arkadaşı Bob ile tanışıyor. Bob’un anlattığına göre Rick eskiden denizci bir asker ve şifreleme konusunda da oldukça bilgili. Robertla konuşmak için buluşan Rick onunla cafede değil evinde konuşmak istediğini söylüyor.
Sessiz bir şekilde birlikte bodruma indiklerinde seyirci kamera açıları ile gerilimi hissediyor.
Bob sinemada posterleri onun yazdığını söyledikten sonra Robert endişeye kapılıyor ve bahane uydurup yukarı koşuyor. Kapının kilitli olduğunu fark ettiği anda katili yakaladığını ama kurtulma şansı olmadığını düşünüyor. Seyirci bu kısımda nefesini tutup beklerken adam kapıyı açıyor ve Robert ile beraber rahat bir nefes alıyoruz.
Bu kısımda şunu belirtmemiz gerekir ki gerçek hayatta Bob diye biri var ancak asla Zodiac ile ilgili değil. Bu sahneyi eklemelerinin sebebi Robert’ın kitabı yazarken artan anksiyete ve katilin kendini öldürme korkusuyla herkesi Zodiac olarak görmeye başlaması.
Zodiac’ın saldırısından kurtulan Mageau teşhis için polis merkezine getiriliyor. Olaydan yaklaşık 20 yıl sonra Yapılan bu teşhis yine de bir sonuca vardırmıyor. İlk başta emin bir şekilde Allen’ı gösteren adam bir anlık yüz şeklinin Rick’e benzediğini de belirtiyor ancak yine Allen’ı gösteriyor.
Bu karasızlık polislerde de devam ediyor. Allen’ı tutuklamak için gereken kanıtları elde edemiyorlar.
Robert’ın eski eşine söylediği amacım katilin yüzüne bakıp evet o diyebilmek için Allen’ın yanına gidip gözlerine bakıyor. Ancak onun katil olduğunu anlıyor mu yoksa hayal kırıklığına mı uğruyor bunu yüzünden anlayamıyoruz.
Fincher; filmlerinde işlediği Nihilizm konusunu bu filmde de karakterler üzerinden işlemeyi başarıyor. Karakterler katil hayatlarına dahil olmaya devam ettikçe hiçlik duygusunun esiri altına giriyor. Karakterler hem yaşadığı dünyada hem de kendi iç dünyalarında pek çok çatışma yaşamaya başlıyor. Bunu kullandığı renk paletleri ve sinematografiden de anlayabiliyoruz.
Sinemada görülen diğer polisiye filmlerden farklı bir çizgi çizer. Genelde delilleri takip ederek katili yakalayan polisiyeler izleriz. Böylece seyirci izlediği filmi/diziyi tatmin olmuş bir şekilde kapatır. Ancak bu filmin gerçek bir olaydan ve Robert Greysmith’in kitabından uyarlanmış olması seyirciyi bu tatminden mahrum bırakır.
Zodiac katilinin kim olduğu hala çözülememiştir. Film yayımlandıktan sonra dosya tekrar açılsa bile kesin bir sonuca ulaşılamamıştır. Gerçek hayatta Robert’ın katilin gözlerine bakamamış olması ve hatta katilin 2007 yılında çıkan kendi filmini izlemiş olma ihtimali bile tüyleri diken diken ediyor.