Jane Casey’in Acımasız Kitabı
Herkese merhabalar! Bugün sizlerle paylaşmak istediğim kitap Jane Casey’in Acımasız kitabı. Kitabı Google’da arattığınız zaman oldukça beğeni toplayan bir polisiye kitabı olduğunu göreceksiniz. Jane Casey , Maeve Kerrigan Serisi olarak 8 kitap yayınlamıştır. Seri içinde bir sıralama verilmiş olsa da kitaplar birbirinden bağımsız, dilediğinizden başlayabilirsiniz. Şimdi gelelim Acımasız kitabına…
Olaylarımız Maeve Kerrigan ismindeki bir dedektifimizin etrafında şekilleniyor. Maeve polis departmanında çalışan bir dedektiftir ve yeni ortağı Derwent ile pedofilleri öldüren bir seri katilin peşindedir.
Kitabımız Baş Müfettiş Godley’in Maeve ve Derwent’e iki cinayeti anlatmasıyla başlıyor; ilk cinayetimiz kendi ofisinde bağımsız çalışan Ivan Tremlett öldürülmesidir. İkincisi ise iki katlı bir evde tek başına yaşayan Bay Palmer cinayeti olarak karşımıza çıkıyor. Bu iki cinayetin de ortak noktası bu iki adamın sabıkasının olmasıdır.
Ivan Tremlett çocuk pornografisi indirmekten , Bay Palmer ise iki küçük kıza tecavüz etmekten suçlu bulunmuştur. İki maktule de uygulanan şiddet kan dondurucu derecedir. Bu noktada yazarımızı tebrik etmemiz gerekir; öyle sade ancak güçlü betimlemeler yapmış ki kendimizi Maeve ve Derwent ile olay yerini görmüş gibi hissediyoruz. Üçüncü cesedimiz ise Bay Fintan Kinsella. Bay Finstan Kinsella bir rahip ve aynı zamanda pedofilidir.
Bay Finstan Kensalla karakteri ile görmekteyiz ki toplumdaki statüleri nedeniyle şüphe duymadığımız insanlar bile pedofili suçunun faili konumunda olabilmektedir. Üç cinayetin ortak noktaları adamların pedofili olmaları ve ölmeden önce işkence görmüş olmalarıdır. Sokaklarda dolaşıp pedofilleri öldüren bir katille karşı karşıyadır Maeve.
Bu noktada insanın aklına kaçınılmaz bir soru geliyor; adalet için hukuka duyulan güven yeterli midir yoksa bu suçları işleyen kimseler ölümü hak ediyor mu? Bir hukukçu olarak bu konuya dair fikrim; hiçbir suçun cezasının ölüm olamayacağı, adaletin insanlar eliyle değil kanunların getirdiği sistemlerle sağlanabileceğidir. Çünkü hukuk; kişilere ve kişilerin algısına muhtaç olmadan kendi başına yaşadığı toplumun ahlaki değerleri, gelenekleri, toplumsal yapısını içeren yaşayan bir mekanizmadır. Adaletin kişiler ve kişilerin algısı çerçevesinde şekillenen fiiller ile sağlanabileceğini düşünmek uzun vadede bizlere ancak bir bilinmezlik, öngörülemezlik getirir. Oysa adalet kanunlarla sağlandığı vakit, bir kimse davranışının karşılığının ne olacağını o davranışı meydana getirmeden önce de bilir. Kitabımızda ise katilin adaleti kişilerin işlediği suçlara göre farklı işkenceler içermektedir. Kitapta bu çatışmayı adalet mekanizmasının bir parçası olan polisler üzerinden inceliyoruz. İnsani birçok değeri içinde barındıran bu soru kitabımızda birçok polis karakterin de zihninden geçiyor.
Maeve ne olursa olsun bu cinayetlerin failini bulmaya çabalayacağını sıkça kendine hatırlatıyor, kimsenin kendi yöntemleri ile dilediği gibi adaleti sağlamaya çalışması fikri ona oldukça ters geliyor.
Kitabın ortalarına geldiğimizde ise olayın yalnızca pedofilleri öldüren bir seri katilden ibaret olmadığını anlıyoruz. Katilimizin birçok insana makul gelecek bir nedeni var. Katilimizin küçük kızı ortada yoktur ve polis dünyaca ünlü suç liderinin ortaya çıkması için bu kayıp vakasının üzerinde çok durmamıştır. Çünkü suç liderinin kızını bulabilmek için ülkeye döneceğinden emindirler. Romanımız burada karşımıza bir çatışma daha çıkarmaktadır.
Birden çok suçun faili olan bir kimsenin yakalanması için masum bir insanın hayatı ne kadar değersizleştirilebilir ya da değersizleştirmek makul kabul edilebilir mi? Katilin yakalanışı ve olayların bambaşka bir yöne evrilmesiyle iç içe geçmiş birden fazla katilin var olduğunu görüyoruz. Kitap boyunca kimin daha suçlu, kimin daha haklı olduğunu, haklılığın yapılanları ne derece mazur göstereceğini düşündüm. Çünkü bazen bir katilin bile bir kimseye duyduğu sevgiden deliye dönebileceği, üzüntüsünü, endişesini ve intikam arayışını-kendi deyimiyle adalet- gösteren satırlar beni bu düşüncelere sürükledi.
Kitabın sadece polisiye kitabı olmadığını bizlere sunduğu birçok değer çatışmasından anlayabiliyoruz. Aynı zamanda bir ülkede sistemsel çarkların içinde yer alan kimselerin, polislerin, insani değerlere bakış açılarının masum insanlar üzerindeki etkilerini de gözler önüne seren bir dizi olayla karşı karşıyayız. Satırların arasına serpiştirilmiş birçok duygunun, düşüncenin bizleri sarmaladığı bir dünyadayız bu kitapta.
Özetle belirtmeliyim ki; polisiye severlerin beğeneceği, yalnızca bir olaydan oluşmayan, iç içe karmaşık birçok vakayı çözmeyi gerektiren, tüm bu suç dünyasında insani sorulara ve duygulara hitap eden bir kitaptı. Aynı zamanla yazarla tanışmak isteyenlere, polisiye okumaya merak salanlara önerimdir; karmaşık bir dille zihni bulandırmadan güçlü tasvirler yapabilmek her yazarda görebildiğimiz bir yetenek değildir.
Bir sonraki kitabımızda görüşmek üzere!