

1983 yılında Tennessee’deki bir alışveriş merkezinde sahte banknot kullandığı şüphesiyle yakalanan bir adamın üzerinde yapılan arama, tarihin en karanlık belgelerinden bazılarını gün yüzüne çıkardı. FBI ajanları, sıradan bir kalpazanlık vakası sandıkları bu adamın araçlarında ve kiralık depolarında çıplak ve bağlı kadınların fotoğraflarına, kanlı giysilere, kelepçelere, silahlara ve işkence anlarında kaydedilmiş ses kasetlerine ulaştıklarında ne bulduklarını kavramakta güçlük çektiler. Ele geçirilen bu tüyler ürpertici arşiv, Mike DeBardeleben’ın Amerikan suç tarihinin en tehlikeli isimlerinden biri olduğunu gözler önüne serdi. Bu adam, yıllarca sahte para basmayla meşgul sıradan bir suçlu değil; sistematik, soğukkanlı, son derece zeki ve kendini bir avcı olarak konumlandıran biri olarak tarihe geçecekti.

Mike DeBardeleben — FBI profil uzmanı Roy Hazelwood’un “Marquis de Sade’dan bu yana en iyi belgelenmiş cinsel sadist” olarak tanımladığı seri suçlu
İçindekiler
ToggleJames Mitchell Mike DeBardeleben Jr., 20 Mart 1940’ta Arkansas’ın Little Rock şehrinde dünyaya geldi. Asker bir ailenin ortanca çocuğu olan Mike, dışarıdan saygın görünen ancak içten içe çürümüş bir ailede büyüdü. Babası Birinci Dünya Savaşı gazisiydi ve görev nedeniyle sık sık evden uzakta kalıyordu. Annesi Mary Lou ise alkol bağımlısı, dengesiz ve zaman zaman şiddete başvuran bir kadındı. Sürekli taşınmalar, ihmal ve ev içi çatışmalar küçük Mike’ın ruhunu derinden yaraladı.
Annesine duyduğu öfke zamanla patolojik bir boyut aldı. Annesiyle olan çatışmalı ilişkisi, tüm kadınlara karşı beslediği kronik kinle iç içe geçti. Psikologlar ilerleyen yıllarda bu dinamiği, DeBardeleben’ın sadistik eğilimlerinin temel kaynağı olarak tanımladı. Yetişkinliğinde tuttuğu günlük ve notlarda bile öfkesini sıklıkla kadınlara ve otoriteye yönelttiği görüldü. Kimi analistler bu öfkenin, annesinden kalan derin bir travmanın yansıması olduğunu öne sürer.
Ergenlik döneminde uyumsuz ve sorunlu bir profil çizdi. 1957’de lise son sınıftayken disiplin sorunları nedeniyle okuldan atıldı. Aynı yıl ABD Hava Kuvvetlerine yazıldı; ancak burada da izinsiz ayrılma suçunu defalarca işledi. 18 yaşında ordudan disiplin cezasıyla ihraç edildi. Ailesinin yanına Texas’a döndüğünde öfke ve şiddet sorunları devam etti; hatta bir ara odasına yangın çıkarmaya kalkıştı. Ebeveynleri oğullarının bir gün kendilerini öldürebileceğinden korkmaya başlamışlardı. Bu süreç, kurumsal otorite ve toplumsal kurallara karşı derin bir kin beslemenin başlangıcıydı.
DeBardeleben erken yaşta çalkantılı ilişkilere girdi. 1959’da 19 yaşındayken ilk evliliğini yaptı; birkaç hafta içinde ayrıldı. Hırsızlık ve soygun girişimleri nedeniyle ilk sabıkalarını aldı. 1960’ta ikinci eşi Charlotte ile evlendi ve bir kızı oldu. Charlotte, onun o dönem duygusuz ve kibirli davrandığını ancak fiziksel şiddet uygulamadığını belirtmiştir. Bu ilişki de kısa sürede sona erdi.
1966’da Wanda Faye Davis ile evlendi. Wanda, bu birliktelik boyunca ağır fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kaldığını ifade etmiştir. DeBardeleben bu dönemde kadınları sistematik biçimde tehdit ediyor, kontrol altına alıyor ve korkutuyordu. Sonraki evlilikleri de benzer biçimde şiddetle gölgelenmiş ve boşanmayla sonuçlanmıştır. Her ilişki, onun kontrolü elden bırakmayan ve kadınları bir nesne olarak gören yapısını pekiştirdi.

Mike DeBardeleben — 1983’teki tutuklanmasının ardından, “Mall Passer” kalpazanlık davası kapsamında gözaltına alınan şüpheli olarak — True Crime Docket
1970’lerin ortasında DeBardeleben profesyonel bir kalpazan olarak faaliyet göstermeye başladı. 1976’da tutuklanarak federal mahkûmiyet aldı ve Connecticut’taki Danbury Cezaevine gönderildi. IQ’su 127 olarak ölçülen DeBardeleben, cezaevinde eğitim programlarına katıldı; ancak bu zaman onu ıslah etmedi, aksine onu daha sistematik bir suçlu haline getirdi. 1978’de tahliye oldu ve sahte para üretme faaliyetlerine kaldığı yerden devam etti.
Savcılar ilerleyen yıllarda onun kalpazanlığı, kurbanlarını hedef almak için düşünülmüş bir araç olarak kullandığını anlayacaktı. Sahte banknotlarla alışveriş merkezlerine giriyor, tek başına gezinen kadınları belirliyor ve fırsatını kolluyordu. Yaklaşık on yıl boyunca FBI’ı ve gizli servisi atlatmayı başardı. Bu uzun kaçış süresi, kısmen onun metodik titizliğinden, kısmen de o dönemde henüz kurumsallaşmamış seri suçlu profillemesinden kaynaklanıyordu.

Mike DeBardeleben — alışveriş merkezi kalpazanı olarak takip edilirken çok daha ağır suçların faili olduğu anlaşılan seri suçlu
Belgelenen kurbanları arasında öne çıkan isimler şunlardır: 1971’de öldürülen Edna McDonald; 1978’de kaçırılarak hayatını kaybeden Lucy Alexander; 1979’da öldürülen Lori Jean Jenson; 1982’de kurban giden Jean McFall; Diane Overton ve Maria Santini. Ancak bu isimler, kimliği belirlenebilen kurbanların yalnızca küçük bir bölümünü oluşturmaktadır.
Elinde 230’dan fazla fotoğraf bulunuyordu; bu fotoğrafların büyük bölümündeki kadınlar kimliği hiçbir zaman tam olarak belirlenemeyen kişilerdi. FBI profil uzmanı Roy Hazelwood, DeBardeleben’ı “Marquis de Sade’dan bu yana en iyi belgelenmiş cinsel sadist” olarak tanımladı ve Amerikan tarihinin en tehlikeli suçlularından biri olarak değerlendirdi. Hazelwood’a göre gerçek kurban sayısı 40’ın üzerindeydi ve toplam suç sayısı 200’ü aşıyor olabilirdi. Yıllar boyunca farklı eyaletlerde faaliyet göstermesi ve sistematik olarak iz süpürmesi, bu rakamın doğrulanmasını bugün hâlâ olanaksız kılmaktadır.
1983’te Tennessee’deki Rivergate Mall’da sahte banknot kullanırken yakalandı. Gizli servis ajanları onu “Mall Passer” — alışveriş merkezi kalpazanı — olarak uzun süredir takip ediyordu. Ancak araç ve kiralık depolarında yapılan kapsamlı aramalar, onun çok daha büyük bir tehdit oluşturduğunu açıkça ortaya koydu.
Yargılama süreci olağandışı anlara sahne oldu. DeBardeleben mahkemede kendi savunmasını üstlendi ve hâkimlere karşı son derece meydan okuyan bir tutum sergiledi. Avukatlarla olan ilişkisi de gergindi; kendi kontrolünü asla bırakmak istemiyordu. En çarpıcı an ise bir kurbanın kaçırılma anında kaydedilmiş ses kaydının duruşmada çalınmasıydı. Bu kayıt, mahkeme salonundaki herkes için dayanılmaz bir deneyim oluşturdu. DeBardeleben’ın soğukkanlılığı ve tepkisizliği ise izleyenleri derinden sarstı.
Sonunda çok sayıda davada toplamda 375 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Federal sistem içindeki çeşitli cezaevlerinde tutuldu.

Mike DeBardeleben’a ait resmi kayıt — 375 yıl hapis cezasına çarptırılan seri suçlunun dosyasından
DeBardeleben vakası, FBI Davranışsal Analiz Birimi için bir milat niteliğindedir. Roy Hazelwood bu vakayı cinsel sadizmi inceleyen kapsamlı araştırmalarda temel referans olarak kullandı. “Yabancıları Hedef Alan Seks Suçluları” adlı çalışması, sahada en çok okunan profilcilik kaynaklarından biri haline geldi. Hazelwood ve meslektaşlarının yürüttüğü çalışmalar, bugün davranışsal kriminoloji ve adli psikiyatri eğitiminin temel taşlarından biridir.
Akademik literatürde DeBardeleben vakası, sadistik suçluların iç motivasyonlarını anlamak için sıklıkla başvurulan bir örnek olarak yer almaktadır. Kendi tutanakları ve ses kayıtları, araştırmacılara suç planlamasının ve hedef seçiminin zihinsel süreçlerini doğrudan izleme fırsatı sunmuştur. Bu anlamda DeBardeleben, kendi iradesiyle tarihin en kapsamlı cinsel sadizm arşivini oluşturmuş oldu.
DeBardeleben’ın en dikkat çekici özelliklerinden biri, kendini son derece titiz biçimde belgelemiş olmasıdır. El yazısı notlar, ses kayıtları ve sistematik fotoğraflama; hem planlarını hem de eylemlerini kayıt altına alma dürtüsünü ortaya koymaktadır. Psikologlar bu öz-belgelemeyi, kontrol arzusunun ve narsisistik kişilik yapısının bir tezahürü olarak yorumlamaktadır. Bu belgeleme aynı zamanda yargılama sürecinde en güçlü delil kaynağını oluşturdu; DeBardeleben adeta kendi davası için en kapsamlı tanık haline geldi.
2011 yılında cezaevinde hayatını kaybetti. Onlarca kurbanın gerçek kimliği, ailesi ve hikayesi ise hâlâ bilinmezliğini korumaktadır. Kimliği belirsiz kalan bu mağdurlar ve netlik kazanmamış suç sayısıyla Mike DeBardeleben, Amerikan adli tarihinin en karanlık figürlerinden biri olarak tarihe geçmiştir.
Bu konuyu anlattığım YouTube videosunu izlemek için tıklayın.